Hani aklında kalan bazı anlar vardır, dün gibi hatırlıyorum dediğin. Benim de bir iki kare geliyor aklıma. Bunlardan biri doğuma giderken evden çıktığımız o sabah…Herkes arabaya binerken ben, arkama dönüp son bir kez evime baktım. Artık bu evi küçük bir kızla paylaşacağımızı ve onu çok seveceğimizi düşündüm. Her şey değişecekti farkındaydım; ama aklıma her şeyimi paylaşacağım küçük bir ortağımın olacağı gelmemişti.

O büyüdükçe gerçekler su yüzüne çıkmaya başladı. İlk olarak yemek masamızdaki yerim ve salondaki koltuğum elden gitti. Sonraları tarağıma, terliklerime, rujuma, dondurmama, aklınıza gelecek her şeyime ortak oldu bu küçük kız. Anlamadığım elindeki dondurma dururken, neden benimki daha lezzetli geliyor ona. Ya da yeni bir tarağa sahipken, benim yıllanmış tarağımın cazibesi nedir bilemedim.

İşin tuhaf yanı bunları tebessümle anlatıyor oluşum. Hayretler içinde onu izlesem de arada azarlamalarım olsa da gülümsüyorum çoğu şeyine. Her şeyime ortak çıkan bir başkası olsa, saç saça girerdik herhalde. Kim, kendi yatağı için ” Oh be burası çok güzel, hemde kocaman”, diyen birine gülümser? Rujunu süreceğim derken kıran birine ses çıkarmaz? ”Bu tarak çok güzel ikimizin olsun mu”, dedikten bir süre sonra sana ait o tarak,” Artık benim bu”, denildiği zaman olgunlukla karşılar? Kim karşılık beklemeden küçük bir ortağı bu kadar sever? Biz anneler tabi!

Doğuma gittiğim o sabah bunları biliyor olsaydım bile, aynı istekle arkama dönüp bakardım yine. Sermayesi sadece sevgi olan bu küçük ortağı, hangi anne istemez ki!

20160901_122438_Film1
İlgini Çekebilir: