Bundan yıllar önce (Tam anlamıyla 4 sene önce) biraz şaşkın ve fazlasıyla uykusuz bir anne varmış. 1 yaşındaki kızıyla vakit geçiren bu anne kendine vakit ayırmayı unutur hale gelmiş. Eşinin de ısrarıyla ”Kendime vakit ayırmalıyım”, diyerek hafta sonları kızını eşine bırakıp, tek başına sinemaya gitmeye başlamış. Evden 2 saat ayrı kalmak yetmiş anneye. Sonrasında koşa koşa eve gelir ya da sinemanın kapısında kendisini bekleyen kızı ve eşini görünce gülümser ”Şimdi tam olduk”, dermiş.

Bu duruma bağımlılık denirmiş ama henüz kadın bunun farkında değilmiş. Bir düşünse,  kendine vakit ayırmak için haftada 2 saat, aslında nedir ki?

Yıllar gelmiş geçmiş ve küçük kız artık 5 yaşındaymış, anne ise herzaman ki gibi gencecik ve çok güzelmiş (Buna da kendini teselli etme diyelim 🙂 ) Yılların değiştirdiği tek şey küçük kızın büyüyor olmasıymış. Küçük kızın anne ve babası kısa seyahatlere çıkmaya başlamış (En fazla 3 günlük seyahatler) İlk zamanlar anne, ”Nasıl olur, 3 gün 2 gece kızımdan ayrı kalmak için çok uzun…”, demiş. Ama eşi ikna etmiş kadını. Küçük kız da babaannesin de kalmak için çok istekliymiş. Plan yapılmış, çantalar hazırlanmış anneye sadece bu seyahatin tadını çıkarmak kalmış. Halen biraz garip, biraz buruk hissediyormuş anne ama kimseye bir şey söylememiş!

 Anne olalı tam 5 yıl olmuş ve kadın kızından ayrı seyehatlere yeni çıkmaya başlıyormuş! Aslında bu kırılma noktasıymış; yani kadının bağımlılığının farkına vardığı anmış!

Çoğu annenin yaşadığı bir durum. Sürekli berabersiniz ve ondan ayrı geçirdiğiniz zamanlarda garip, huzursuz hissediyorsunuz. Sanki gittiğiniz her yerde, mutlu olduğunuz her ortamda o da olmalı! Sanki o olmadan sen tam değilsin! Aslında sorun: O doğduğu andan itibaren 7 gün 24 saatini onunla geçirirken kendini unutmaya başlaman. O doğmadan önce yaptığın birçok şeyi unutman…

Çocuğunun dizinin dibinden ayrılmayan, çocuğunu paylaşamayan bir anne  olmak, annesine bağımlı bir çocuk yetiştirmek istemiyorum. O zaman ilk yapmam gereken, onun da benim dışımda bir hayatı olduğunu ve benim de onun dışında bir hayatım olduğunu kabul etmek!

Bu durumu kabullendikten sonra ne yapmam gerektiğini düşündüm. Biz, birbirimizden ayrı vakitler geçirmeliydik… Tatil günleri, baba annesine ya da halasına misafirliğe gitmeye başladı. ”Akşam seni almaya geleceğim, iyi eğlenceler güzel kızım”, diyerek onu bırakıyordum. Bu iyi eğlenceler kısmını sonuna kadar kullandı tabi. İstediği kadar çizgi film izlemek gibi (Evde bulamadığı bir lüks). Küçük bir misafir olarak gittiği yerde el bebek durumunda olunca, iyi eğlenceler kelimesi tam yerini bulmuş oldu 🙂

İkinci aşama, hafta sonları 1 gecelik babaannesin de yatıya kalmalara başladı. Alışık olmadığım bu durum beni zorlarken, Eylül’ün keyfi yerindeydi. Gündüz kalmaların tadını bildiği için iyi eğlenceler durumları akşma da devam edecekti. Tabi ki onu çok seven insanların yanında olmak, rahat olmasının en büyük nedeniydi.

En son 3 gün 2 gecelik Kapadokya seyahatiyle rekor kırmış olduk. Eylül bu duruma çoktan alıştı hatta babaannesinde kalmak için gün sayıyor. Ben de alıştım bu ayrı kalmalara. Gerçi Eylül olmadan gittiğimiz gezilerde halen dikkatimi hep çocuklu aileler çekiyor. Her gittiğim yerde, her bulunduğum ortamda bir çocuk mutlaka buluyorum. Asıl amaç çocuk olmadan gezmek, unuttuğum şeyleri hatırlamakken, aklımın bir köşesinde o oluyor. Bunlara rağmen gittiğim gezilerden büyük keyifte alıyorum. Bir sonraki gezi rotasını belirlemekte heyecan veriyor. Kim bilir belki de kendime vakit ayırmayı, annelikten önceki hallerime geri dönmeyi başarıyorum. Eylüş’e olan bağımlılığa gelince, abartmadığım  sürece bu kadarı da olsun. Ne de olsa çocuklar annelerinin bir parçası değil mi 🙂

İlgini Çekebilir:

Küçük bir anı…

Ben ve Küçük Ortağım

Evcilik Oyunu: Sen Anne Ol Ben Eylüş 🙂