Efenim 3 yaşına girecek olan bir kızım var yani daha önce bir baba olarak 2 babalar günü geçirdim. Ama gel gör ki bu sene ilk kez babalar gününü kutlayacağım inşallah, çok heyecanlıyım. Neden mi? Anlatayım…

Tarihteki İlk Baba OğulKim Çıkarmış Bu Babalar Gününü?

Öncelikle nereden çıkmış bu babalar günü, nedir tabiatı bir bakalım. İlk olarak 1910 yılında Amerika’da kutlanıyor babalar günü. Nereden çıktı? derseniz de iki hikaye var ortalıkta gezen. Uzun uzun anlatmayayım ikisinin de ortak yanı eşini kaybetmiş 6 çocuk sahibi bir babanın çocuğu tarafından babasına armağan ettiği bir gün olarak çıkıyor ortaya. Yani yahu anneler günü var, bizim babamız hem anne hem baba, öyleyse babalar günüde olsun deniyor ve o yıl ilk kez kutlanıyor. Sonrada yavaş yavaş yayılmış.

Açıkçası babalar günü bana hep anneler gününün çakması gibi gelmiştir. Hatta çevremdeki insanların çoğunda da bunu gözlemlemişimdir. Böyle yumuşak yumuşak söylediğime bakmayın, kesinlikle çakma bence ama yumuşatarak söylüyorum ki biri çıkıp ta “Aaa yok efenim, biz her sene muhteşem kutlarız” falan diyerek beni rencide etmesin.
Yukarıdaki hikayede de zaten gayet açık olarak görülüyor. Zavallı yavrucak annesini kaybetmiş, anneler gününü kutlayamıyor, e babası da yarı annesi olmuş. La arkadaş yazık bu adama demiş ve onore etmiş babacağızını. Ne güzel bir şey yapmış amma ve lakin çakma işte. Bu arada anneler gününün 1908 yılında ilk olarak kutlandığını hatırlatalım.

Bizde Durumlar Nasıl?

E arkadaş niye çakma olsun be, o da babalar günü işte diye söylenen varsa gelin hep birlikte hem kendi ailemden, hem de çevremden gördüğüm kadarıyla babalar gününü analiz edelim. Eminim sizde kendi hayatınızdan parçalar bulacaksınız.

Bir kere anneler günü sevgi dolu, duygusal bir gündür. Babalar günüde öyle olması gerekir ama biz maço toplumuz kardeşim, erkekler duygularını dışa vurmaz, engeller, içinde patlar. Anneler günü bir sevgi seli, duygusal dakikalar bütünlüğü şeklinde geçerken, babalar günü daha çok Anıtkabir ziyareti, resmi bayramlardaki protokol ortamı havasında geçerdi bizde. E babamda klasik bir Türk erkeği, hatta biraz sert asker gibi adam. Hatta emekli olmadan önce pazar günlerinde çalıştığı için o evden çıkmadan kendisine o gün babalar günü olduğunu hatırlatmamız, dur yahu babalar gününü kutlayacağız dememiz gerekirdi ki otursun sandalyesine beklesin. Babam Cumhurbaşkanı gibi sandalyede oturur, biz de sırayla elini öper sıramızı arkadakine devrederdik. E dört kardeştik tam 19 mayıs töreni devlet protokolü gibi olurdu. Hediyesini takdim ederdik ki doğal olarak hediyeyi alışı da aynı resmi hava içerisinde olur, “Sağ olun, sağ olun” der bir kenara koyardı paketi. Hep derler ya insanı gözleri ele verir diye. Babamın o resmi duruşunun altında gözlerinden anlardık biz ne hissettiğini, yeterdi o sanırım bize.

Babalar ve KravatlarBabalar ve Kravatlar!

Tabi bir de hediye mevzusu var. Babalar gününde ne alırsın? Kravat! olmadı gömlek. Hadi belki cüzdan. Anneler gününde hediye imkanın çok bir kere. Artık moderin anneler pek hoşlaşmasada eski anneler severdi ev eşyası alırdık. Tamam iştir sıkıcıdır ama bir yandan da evcillikle büyüdükleri için ev işleri ve ev eşyaları hobileriydi aynı zamanda. Bildiğin ütü alınca sevinirdi kadıncağız. Kıyafet alsan yine bayılırlar ilgi alanlarına giriyor. E birde yanına çiçek koydun mu ooh şahane. Sevinir kadıncağız.
Ama babaya ne alıcan abi. Adama kravat veya gömlek alırdık çoğu zaman. Adam zaten her gün takım elbise giyiyor, al bi dene daha diyip verirdik adama. E çiçek alsan olmaz, bozar Türk erkeğini. Bizim baba da 17.kravat, 23. gömlek için sevinecek değil tabi. Allah razı olsun tadında alıp bir kenara koyuyordu adamcağız. Şimdi kesin vardır okuyanlardan “oo biz kravat felan almazdık” diyen. Yaz arkadaş aşağıda yoruma görecem, ne aldın? Cüzdan, kemer, üst baş dışında ne aldın. Aldın da baban böyle çocuk gibi sevindi. Vallahi takdir edecem varsa yapan. Biz bulamadık valla 4 kardeş. He bir keresinde de tıraş makineleri yeni çıkmıştı, kıyak yapalım diyip gittik aldık. Biraz ilgisini çekti tabi kravat bekliyordu bünyesi. Amma ve lakin permatikden başka bir şeyle tıraş olmazdı ki babam. Ne oldu o makine sonra bilmiyorum. E anneye ütü alırken babana da araba tekeri alamıyosun tabi. Kravata devam..

Hadi diyelim bizde sıkıntı var ama çevremde öyleydi kardeşim. Baba figürleri üç aşağı beş yukarı aynıydı. Tamam daha şen şakrak, daha genç babalarda vardı çevremde ama durum hep aynıydı. Ufak detaylar hariç sabah öp, kravatı ver, hayatına devam et şeklinde geçerdi çevremdekilerin babalar günüde. Mesela anneler gününde “bugün annemiz hiç iş yapmasın, otursun keyif yapsın” gibi atraksiyonlar varken kim demiştir ki “Baba, sen bugün işe gitme, biz gidicez. Yat evde dinlen”.

Yahu arkadaş en acısı da adamın parasıyla adama hediye alıyorsun. Harçlıklarımdan biriktirdim falan yemezler yahu, kaç kere yaptık, kaç para biriktirdik. Adama gidip al kallavi kravatı, al kallavi gömleği sonra adamın sevinmesini bekle. Acaba bana ne girdi? sorusunun kafasında döndüğü andır hediye açarken ki yüz ifadesi.

Yani özetle ben babalar gününü hep böyle bildim, böyle gördüm. Vikipedi bile benimle aynı görüşte. Ahanda girin bakın bu vikipedi anneler günü sayfası, ahanda bu da vikipedi babalar günü sayfası. Bakın kendiniz karar verin. Anneler gününde detaylar, görseller, medya öğeleri bişeler. Babalar gününde ise  bir paragraf tarihçe tırt.

Kravatlı-Eylül-1E Baba Olduk Sıra Bizde!

Demek ki bunlar bende bir psikolojik etki yaratmış ki baba olduktan sonra ki ilk babalar günü yaklaştığında “aaa bu sefer benimde günüm laa” diye kısa bir sevincin ardından derin bir endişe kapladı bünyemi. La bende de mi aynı olacak, bana da kravat mı gelecek 🙁 diye düşündüm durdum.
Günlerce aklımdan çıkmadı kravat, gömlek. Yahu yıllarca biz kendi babamıza hunharca almışız renk renk kravatları, gömlekleri. Hiç düşünmemişiz, şimdi başıma geldi 🙁 Tabi demedim bir şey eşime de çünkü bir yandan baba olmanın verdiği duygusallık artışı hafiften ilgi alaka bekliyor “düşünsünler kardeşim” diyorum içinden.

Nihayet geldi çattı babalar günü, ilk günüm. Ne aldım? affedersiniz “BABA” yı aldım. Bak hatırlamıyorum bile ilk babalar günününü. Niye? Eşim ve kızım yaz geldiği için anne babasının yanına gitmişti yani ayrı gayrıydık. Telefon ile arayıp kutlamışlardır sanırım ama hatırlamıyorum demek ki etkilememiş.

İlk başta biraz koydu ama sonra çok üstelemedim gerçi. Çünkü kabullenmişim babalar günü çakma abi, unutsan baban surat yapmaz. Sen unutsan annen veya eşin 27 sene hatırlatır vallahi.

E hadi ilk sene kazaya kurban gittik, sonraki sene ne oldu? Yine aynı. Yine eşim ve kızım memlekette, ayrı gayrıyız,  hediye mediyede yok. Yine “BABA” yı aldık. Yani önceki 2 “BABA” lar günümde gayet konsepte uygun geçti.

Ama bu sene farklı! Bu sene eşim henüz memlekete gitmedi birlikteyiz, bana da hediye almışlar söyledi. Yine paranoya başladı bende tabi kravat görüyorum rüyamda. Heyecanla bekliyorum ne menem bir şeymiş bakalım. Kravat veya gömlek çıkarsa babamın taktiği uygulayacağım. “Sağ olun, sağ olun” diyip içimden ağlayacağım. Bak şimdi yazarken fark ettim, adama hediyesini verdiğimizde duygulanır da gözleri dolar sanırdık. Adamcağız içeriden haykırıyor meğerse, imajıda deviremiyor. İçi kan ağlıyor adamın. Yine mi kravat , yine mi kravaaat!

Pazar günü sonuçları ve duygularımı sizlerle paylaşacağım. Hediyenin fotoğrafını da koyacağım. Koymazsam bilin ki kravat gelmiştir.

Sevgili kadınlar, çocuklar! Yapmayın, etmeyin. Duygularımızı gösteremesek de biz de kendi günümüzde ilgi, alaka ve sevgi bekliyoruz. Aldığınız hediyenin özenilerek, bizi mutlu etmek için alındığını hissetmek istiyoruz. Güldüğü anlaşılmayan Seda Sayan gibi duruyor olabiliriz bazen, ama içimizde ağlıyoruzzz, gömlek kravat istemiyorum diyoruz, duyun sesimizi.

Gerçi artık işler değişiyor yavaş yavaş. Moderin erkekler daha duygusal, duygularını hislerini daha rahat ifade edebiliyorlar. Babam bile değişti mesela. Yaşlandı, torun torba sahibi oldu daha da bir duygusallaştı. Bizde büyüdük onu anlar, daha iyi iletişim kura olduk. Artık kravat almıyoruz 🙂 Onu mutlu edecek hediyeler alıyoruz. En azından almaya çalışıyoruz.

Geyikde Bir Yere Kadar

Geyik iyi güzel ama tabi çakma makma da olsa babalar günü önemlidir. Baba önemlidir çünkü. Derler ya gölgesi olsa yeter diye, doğru derler. Yaşlanır, artık hayatında daha pasif bir rolü vardır ama o orada oldukça senin temelin, bildiğin, öğrendiğin herşey oradadır. Sana aktardığı tecrübeleri ile sağlam bir ağaç gibi arkanda durur.

Çocuğun olur , baban ile torunu arasındaki ilişkiye bakar şaşar kalırsın. Arada sen yoksun sanki direkt bir ilişkileri var, senin çocuğun değil sanki onun eseri. Baban sana ne verdiyse, sen de çocuğuna onu verirsin çünkü. Onun eseridir gerçekten.

O zaman ne yapıyoruz? Pazar günü kalkıp bu özel günde babalarımızı onore ediyoruz. Hediye mediye dedik ama ıvır zıvır hepsi, bizde babayız kardeşim biliyoruz. Kalbinle yanında olmak mühim olan.

Tabi bunu okuyan babasını kaybetmiş kişiler de olabilir. Hep babasını kaybetmiş arkadaşlarıma söylemişimdir, size de söyleyeyim ben böyle inanıyorum çünkü. Birincisi “oo babam yanımda olaydı da babalar gününü kutlayaydım” diye sızlanma güzel kardeşim. Adı üstünde Babalar Günü bu. Bak tarihçesine babayı onurlandırmak için icat edilmiş, senin için değil. O gün babana konsanstre olacaksın, aklında kalbinde o olacak. Sonra da onun sana, ailene bıraktıklarına bakacaksın (tabi burada maddi bıraktıklarını düşünüyorsan kaldırımdan düş emi). Hayatını adadığı ailesine, kendine bi bakacaksın. Yüzünde gülümseme oluşacak, gurur duyacaksın. İşte o zaman sende gerektiği gibi babanı onore etmiş olacaksın.

Tüm babaların babalar günü kutlu olsun…