Sabah uyanır uyanmaz dışarıya çıkmak ve her sokağı keşfedip gördüğüm her güzelliğin fotoğrafını çekmek. Girdiğim bir kafede ya da restoranda otururken hissettiğim o huzurla, orada saatlerce kalmak… Bunlar Bozcaada’nın bana hissettirdiği güzel duygulardan bazılarıydı.

Adanın çok güzel bir atmosferi olduğunu adaya gidenleriniz zaten biliyor, gitmeyenleriniz ise gidenlerden fazlasıyla dinlemiştir. Özellikle çok kalabalık olmadığı anlarda Bozcaada’nın keyfine diyecek yok. Genelde bu anlar herkesin denize gittiği saatler oluyor. Biz de bu saatleri adanın merkezini gezerek değerlendirdik.

Herkesin denizde olduğu saatler de ada daha sakin ve keyifli oluyor. Her sokağı rahatça gezip, dilediğiniz kadar fotoğraf çekebiliyorsunuz.

Gezinin başında biraz zorlandığımı itiraf etmeliyim. Eski bir ada evinde kaldığımız için Eylül’ün evin içinde koşturacağı ve rahat dolaşacağı bir alanı olmadı. Ayrıca evde  televizyon ve internetin olmayışı da bizi zorladı. Çocuk olunca saatlerce dışarıda kalamıyorsunuz. Bu anlarda biz  evde birer kahve içip sohbet etmek isterken, Eylül çizgi film izlemek istiyordu.

Çocuk için televizyon, internet ya da oyun alanı olan bir ev tercih etmek işinizi kolaylaştırır.

Kaldığımız evin dışarıdan görünümü harikaydı. Biz de bunu bol bol fotoğraf çekerek değerlendirdik. Evet televizyon yoktu, internet yoktu ama güzel kareler yakalayabileceğimiz manzaralarımız vardı.

Biz her sokağı gezip fotoğraf çekerken Eylül, ”Yoruldum ya da sıkıldım”, diyordu. Nasıl mı anlaştık? Biraz bizim, biraz onun istediği ortamlara girerek.

Biraz sabırla onun da kendini oyalamaya başladığını gördüm. Kendince kurduğu oyuna bizi de katarak bulunduğu andan keyif almaya başladı. Mesela elindeki oyuncakla fotoğraf çekmesi, beğenmediği resimleri silmesi, gözüne kestirdiği yerlerde bize poz verdirmesi gibi.

Çocukla seyahat ediyorsan onunda istekleri olabileceğini unutma ve sabırlı ol!

Birkaç koy gezdikten sonra daha az kalabalık olan Beylik Koyu’nda denize girdik. İlgimizi çeken diğer bir şey terkedilmiş soğan gemisi oldu. İçinde soğan taşıyan gemi arızalanarak karaya vurmuş. Geminin ait olduğu şirkette iflas edince gemi vurduğu kıyıda terk edilmiş.

Deniz ve kumsalda güzel  vakit geçirmeyen çocuk olmaz sanırım. Yalnız bizim gittiğmiz zaman deniz çok soğuk ve rüzgarlıydı. Bu yüzden Eylül denize girmedi kumsalda oynadı.

Denizin daha sıcak ve rüzgarın daha az olduğu Eylül ayı Bozcaada için en uygun mevsim.

Bozcaada’lılar alışverişlerde poşet yerine kese kağıdı kullanıyorlar. Adada kendi getirdiklerimiz dışında başka bir poşete rastlamadık. Poşet kullanımının yasaklanması doğayı korumak adına güzel bir adım olmuş.

Yemek İçmek:

Yemek için ise seçenek çok. Koylara yakın yerlerde de restoranlar var ama ben çarşının içindeki yereleri öneririm, daha ucuz ve lezzetli oluyorlar.

Veli Dede Efendi Kahvecisi:

Öyle muhteşem kahveleri var diyemem; ama ortamı bizi çok etkiledi. Birkaç saatimizi burada geçirdik. Tabii buradaki salıncağın ve Eylül’ün arkadaş bulmasının da çok etkisi vardı. Çocuklu gezide onların da hoşuna gideceği bir mekan seçmek akıllıca oluyor.

Ve park

Büyük bir alan üzerine kurulmuş güzel bir parkı var. Güvenli bir alanda oluşu parkın sevdiğim özelliklerinden biriydi. Doğal olarak bura da uzun süre kaldık.

Bozcaada çok rüzgarlı olduğu için hem kendiniz, hem çocuğunuz için yanınıza bir hırka, bir bandana ve birer spor ayakkabı mutlaka alın.

İyi tatiller…

İlgini Çekebilir:

Barış Manço Müze Evi