Bir çok konuda batıl inançları olan bir toplumuz. Eski alışkanlıklarımıza da sıkı sıkı bağlıyız. Yeni bir anne karşımıza çıkıp ”Bu bildiğiniz yanlış,” değince ”Biz kaç çocuk büyüttük sen daha mı iyi bileceksin?”  bakışını görebilirsiniz. Bunu ben çok yaşadım. Sadece yeni anneler değil, bütün annelerin yaşadığı bir durum bu. Çocuğumuz kaç yaşına gelirse gelsin, hep daha iyisini bilen birileri oluyor etrafımızda ve onlar uzmanlardan, doktorlardan daha iyi biliyorlar her şeyi…

Benim yaşadıklarım basit; ama bebeğimin gelişiminde önemli şeylerdi!

İlk yalancı memeyle başladı, amaç rahat etmemdi. Kızım yalancı memeyi istemedi. Biberonu bile almayan bir bebeği, yalancı meme konusunda zorlamayı doğru bulmadığımdan kızıma vermedim. Sonuçta, yalancı memeye alışan ve uzun süre kullanan bebeklerin ileride damak bozukluğu olduğunu biliyordum. Tahmin edeceğiniz gibi yalancı meme konusunda ısrar eden büyüklerim, ”Sütünü damlat ya da şekerli suya batır.”  gibi seçenekler sundular. Kısacası kızım hiç yalancı meme almadı, bende zorlamadım.

Bir diğer ısrar ise oturma ve bastırma konusunda oldu. Zamanı var dedim. ”Biz bastırdık bu dönemde ya da şunun bebeği basıyor neredeyse yürüyecek…” gibi yorumlar yapıldı. Dikkate almadım. Eylül altıncı ayında oturdu. Sekizinci ayında bastı. Bir de emzirme ve beslenme saatlerine yorumlar geliyordu. Eylül ağlıyor, emeli 1 saat olmuş. ”Acıktı meme istiyor,” sesleri yavaş yavaş yükseliyor. Bence her ağladığında acıkır mantığı doğru değil, biraz da ilgi istiyor olabilir. Kucağıma alıyorum sakinleştiriyorum.

Kızımın iştahlı bir bebek olduğundan bahsetmiştim. Yemesi gerektiği kadarına alıştırmak, aşırıya kaçmamasını sağlamak inanın ki kolay olmadı. Bir de çevremdekiler iştahlı bebeği görünce yedirmeye bayılıyorlardı. Sessiz kalmadım, ”Vermeyin ben gerektiği kadarını yediriyorum,” diye herkesi uyardım. Yadırgayan oldu anlayan da. Ama o dönem de zordu. Her sofraya oturmak isteyen kızım, doydum kelimesini bilmiyordu. Şu an ise biraz daha kolay; çünkü Eylül’ün bir düzeni var. Arada kaçamaklar yapmıyor değil; ama dengeliyoruz bir şekilde 🙂

Son olarak, Eylül’ün geç yürümesinden bahsetmek istiyorum. Aslında geç yürüdü sayılmaz; fakat şu karşılaştırma huyumuz yok mu! ”Onun bebeği hemen yürüdü, şakır şakır konuşuyor,” gibi. Unutmayın ki her bebeğin gelişimi farklıdır. Benim kızım 17 aylıkken yürürken konuşma yeteneği ise daha hızlı gelişmişti.

Bu yüzden doktorunuzun sözleri dışındaki bu tarz söylentilere kulak asmamanızı öneririm.