Siz güne nasıl başlıyorsunuz bilmiyorum ama ben ”anne” diyerek başlıyorum. Uyandığım zaman onu görmek güven veriyor. Sonra bilirsiniz, el yüz yıkama, pijamaları değiştirme ve kahvaltıya kadar oyun zamanı. Buraya kadar her gün olan şeyler; fakat bu sabah farklıydı. Köye gitmek için son hazırlıklar yapılıyordu evde. Havalimanına gidip uçağa binmemiz gerekiyordu. Benim için bunların hepsi oyun gibiydi. En güzeli ise annem ve babamla bir şeyler yapıyor olmaktı.

Havalimanı çok büyük bir yer. Teyzeler, amcalar çok kişi var burada ama ben en çok boş bulduğum yerlerde koşmayı sevdim. Koş Eylül koş, çok eğlenceli 🙂

Eee ben bir çocuğum doğal olarak her şey de eğlenecek bir şeyler bulabiliyorum. Yemek yerken, misafirliğe gittiğimde, banyo yaparken, uyumadan önce, uyandıktan sonra kendimi oyalayacak, oyun oynayacak bir şeyler bulabiliyorum.

Büyükler de anlamadığım şey de bu. Anın tadını çıkaramıyorlar. Bunu yapamadıkları için de biz çocuklar kadar özgür ve mutlu olamıyorlar. Mesela ben uçağa binene kadar çok eğlendim. Yapacak çok şey, oynayabileceğim bir sürü oyunlar buldum. Bazı amcalar ve teyzeler ise sıra halinde ayakta bekliyorlardı. Bu hiç eğlenceli gözükmüyordu. Güzel olmayan bir şeyi neden yapıyorlardı ki? Anneme sorduğum zaman ”Uçağa binmek için kapıların açılmasını bekliyorlar, sanırım aceleleri var”, diyerek gülümsedi. Uçağa önce binince hediyemi veriyorlar acaba? Biz onlar gibi ayakta beklemediğimiz için uçağa sonra bindik ve hediye alıp almadıklarını göremedim 🙁

IMG_2391

Şimdi köydeyiz. Oyuncaklarım, salıncağım, arkadaşlarım kediler, köpeğimiz Gobil, hepsi burada. Gobil de çok büyümüş ama biraz korkuyorum ondan. Hep üstümüze atlıyor, annem bizimle oynamak istediğini söylüyor. Ben de git kızım diyorum ona. Yemek veriyoruz büyükbabamla; ama o en çok oyun oynamayı seviyor…

Burası çok kalabalık, büyükbabam, anneannem, teyzem, Ahmet abi, Murat amca, misafirler var. Yine de her gün parka gitsek olmaz mı? Parkta çocuklar da var.

Günün en çok dışarı çıktığımız anlarını seviyorum. Parka gitmek ise en sevdiğim şey. Nasıl sevmem ki yeni arkadaşlarım oluyor beraber oynuyoruz. Birbirimize tek sorduğumuz soru ”Adın ne?” oluyor. Sonrasında hadi koşalım, kayalım, sallanalım. Çok keyifli…

Bugün bayram

cikolatali-cilekli-tatli

Annem bugün bayram olduğunu söyledi. Yeni aldığımız kıyafetleri giydim. Çok kişi geldi ve herkese bayramınız kutlu olsun dedik. Çikolata bile yedim. Çok çikolta yemek zararlıymış, ekmek yemekte. Annem de Karatay teyze ( Canan Karatay) de öyle söylüyor. Şu Karatay teyze önemli biri galiba, zararlı da kötü bir şey demek sanırım. Yine de çok ekmek yemek, çikolatalarında hepsini bitirmek istiyorum. Neden zararlı ki? Çok lezzetliler çok…

Sabah olunca annem ve babamla bayrama gittik. Bayram da çok çocuk olsa keşke. Her gittiğimiz yerde amcalar ve teyzeler var, çocuk yok 🙁  Bugün de babamın teyzesi Yeter teyzeye gittik. Bize yemek hazırladı üşümeyelim diye de sobayı, üfff diyerek  yaktı. En çok o hoşuma gitti, köye dönünce büyükbabama Yeter teyzenin nasıl soba yaktığını gösterdim. Herkes güldü onlar da çok sevdi galiba.

Bugün yeni bir gün. Planımız annemin dayısını ziyaret etmek. Onun evi de köyden uzakta. Dayıya giderken annemle babam beni parka götürdü. Salıncak, kaydırak burası benim, hiç gitmek istemiyorum. Sallanmayı çok seviyorum. Neden eve gitme zamanı hemen gelir ki? Daha çok kalsak burada olmaz mı?

Nedenini anlamadığım bir şey daha var, tv izleme saati ve süresi. Çok izlemekte zararlıymış. Bazı programlar bana göre değil miş; ama ben de sizlerin izlediği şeyleri merak ediyorum. Ve daha fazla çizgi film izlemek istiyorum. Keşke zararlı olmasa.

Karatay teyze zararlı dese de, annem kısıtlamalar koysa da ben mutlu olabileceğim şeyleri bulabiliyorum. Çünkü ben bir çocuğum 🙂

Eylül’ün gözünden olaylara baktığım zaman, onu daha iyi anlayabileceğimi düşünüyorum. Çocuk Dünyası yazısını da bu nedenle yazdım. Yaşadıklarımızı onun gözünden değerlendirirken hem eğleniyorum, hem de kendimi eleştirme imkanı buluyorum. Bence zaman zaman bunu yapmalıyız !