Hayatınızdaki çoğu şey değişirken, aynı kişi kalmaya çalışmak zor oluyor. Aslında değişmek kelimesi yerine ayak uydurmak ya da kabullenmek, belki de uyum sağlamak demeliyim. Öğrencilik bitti, iş hayatı başladı, iş hayatı bitti annelik başladı. Evlilik hayatı, hayatımıza giren çıkan dostlar ve birçok arkadaş… Hayatımızda birçok şey değişirken tek değişmeyen aynı pencereden bakan biz kaldıysak eğer işimiz zor demektir. Ben böyle sevmeyi bilirim, ben yalan söyleyemem, doğru bildiğimi taviz vermeden yapmaya çalışırım, ben düşündüğüm her şeyi paylaşırım. Eleştiririm, eleştiriler beni üzse de dinlerim, yapıcı olsun yeter derim… (Güzel bir potre çizdim sanırım. Ama değil! )

Her şey hızlı değişirken ben ayak uyduramıyorum, değişmem gerektiğinin farkına varamıyorum. Evlendim, her şey güzel ama değişti. Toz pembe bulutlar çoktan yok oldu, bense halen onları arıyorum. Çocuğum oldu, ben halen aynı kişi kalmaya çalışıyorum! Eşim bile artık farklıyken, ben eski hayatıma uydurmaya çalışıyorum şimdiki hayatımı. Çocuk var artık, öncelik o. İşten gelen kocan artık sevgilin değil! Kendine zaman ayırmak isteyen, eve geldiğinde huzurla kendini dinlendirmek istesyen, bir koca o. Öncelik sen değilsin. Ondan fazla bir şey beklemiceksin ki huzurlu olsun. Karışmıyacaksın. Artık birçok şeyi sensiz yaparak mutlu olduğunu kabul edeceksin. En önemlisi dır dır etmiyeceksin. Ailesiyle ilgili hep olumlu konuşacaksın, kendini onlara çok sevdireceksin ki onun mutlu olduğunu görecebileceksin. Baban ya da annen aradığında seni ve torununu sorduklarında, ”Beni de düşünen bir annem ve babam var en azından,” diyeceksin ki mutlu olasın. Belki de çocuktan öncesi de böyleydi; ama ben yeni kabullendim. Aslında halen daha zor geliyor kabullenmek…

Hayatın Gerçekleri

Evet çok yakın bir arkadaşımla bu sohbeti yaparken ona verebileceğim tek nasihat, hayatta herkesin aslında yalnız olduğu ve herkesin önce kendini düşündüğü! Önce kendini mutlu et ki mutlu olmak için sıra bekleme. Çünkü sıra sana gelene kadar çok zaman geçecek.

Değişime gelince, katılıyorum arkadaşıma hayat aynı kalmıyor ki sen aynı kalasın. Onunla birlikte sen de değişmelisin. Yoksa atı alan üsküdarı çoktan geçmiş olur. Aile her şey demek;  ama önce kendini sev, saygı duy ki sevilesin, sayılasın. Bence bu, üstlerine titrediğimiz evlatlarımız içinde geçerli. Başkaları için ise hiçbir yorum yapmıyorum.

Biraz iç karartıcı bir sohbet oldu; ama bunlar da hayatın gerçekleri değil mi? Hayat toz pembe değilken, hep bizi düşünecek beyaz atlı prens mi olacak yanımız da? O da belki beyaz atlı prensesini bekliyor. Bu durumda kim kimi bekliyor 🙂  Bence hayat değişirken bizler de ona ayak uydurmalıyız. Gerekirse değiştirmeliyiz kendimizi, hatta duygularımızı bile ya da buna büyümeli mi demeli…