Bazen yanımda mendilim ve suyumla koltukta uzanarak günü bitirmek istiyorum. Özellikle hasta olduğum, dinlenmeye ihtiyaç duyduğum o anlarda. Mümkünse önümüzdeki 24 saat ulaşılamıyor olmak, tüm dış etkenlere kendimi kapatmak güzel bir duygu olsa gerek; ama bunu henüz yapabilmiş değilim!

Bizim evde hasta olunduğunda izin hakkını en kısa kullanan ben oluyorum; çünkü peşimden tüm ev halkı teker teker hasta oluyor. Doğal olarak benim hastalık iznim 1 günü dolduramadan rafa kalkıyor…Bu hafta da öyle oldu. ”Hasta oluyorum, biraz dinlenmeliyim”, dedim Eylül grip oldu. Küçük hanım  iyi olsun, aman ilaçları aksamasın, ateşlenmesin derken, tam olamadığım hastalığım bir kenarda beklemeye başladı. Çok şükür 3 gün sonra Eylül toparlandı. Bekleyen hastalığım tam kendini gösteriyordu, bu sefer sevgili eşim hasta oldu. Sıra bana gelemedi anlayacağınız. Eylül’ün ayısı bile hasta olurken ben hasta olamadım, halen ayaktayım… ”Çocuk, baba, oyuncak ayı bile hastalanıp ateşlenirken, anneler hasta olsa da hemen iyileşir, hiç ateşlenip yataklara düşmezler.” Bunu söyleyen benim kızım. Nasıl bir portre çizmişim ki çocuk böyle düşünüyor. Anneler çok güçlüdür hastalanmazlar!

Aslında çocukken ben de böyle düşünürdüm ”Annem herşeyi yapabiliyor, ne kadar güçlü. Ben büyüdüğüm zaman onun yaptıklarını yapamam”, derdim; ama yapılıyormuş, işin sırrı ise anne olmakmış…

Peki biz anneler bu gücü nasıl sağlıyoruz yani herkes hastayken ayakta kalıp evdekilere nasıl bakabiliyoruz. Kendimden edindiğim deneyimlerle bazı ip uçları verebilirim.

Kendini Bırakma

Anne olmadan önce çok sık hasta olurdum. İşten eve geldiğimde yemek yer, bulaşıkları eşimle toplar, koltuğuma uzanırdım. Çünkü kendimi ona şartlandırırdım. Bana ihtiyacı olan biri de yoktu. Kötü hissettiğimde hastalığın kollarına bırakırdım kendimi. Şimdi kendimi bırakmıyorum. Benden başka evdeki hastalara bakacak kimse yok. Annemi çağırıp, ”Anne yardım et”, diyecek lüksüm de yok. İş başa düşünce  ”Bu işi ben yapmalıyım, evin düzeni devam etmeli. Evdeki hastalar iyileşmeli”, diyerek kendimi şartlandırıyorum. Herşey psikolojik olarak gelişiyor ve hastalıkla savaşım başlamış oluyor.

Fırsat Buldukça Dinlen:

Böyle durumlarda kendine zaman ayırmak pek kolay değil. Ama unutma ki sen iyi olmazsan, kimseye faydalı olamazsın. O yüzden fırsat buldukça dinlen. Ben bunu Eylül’ün iyi olduğu, bana ihtiyaç duymadığı anlarda 15- 20 dk. kısa uykularla yapıyorum. Benim en büyük sırrım uyku. Ateşi yoksa, o da uyuyorsa ya da yanında biri varsa, bir köşeye kıvrılıp kısa bir mola veriyorum. İlla uyuyarak dinlenmeniz gerekmez. Bazı insanlar gündüz uyuyamazlar ama eminim onlarında kendince bir dinlenme metodu vardır.

İyi Beslen

Ona özel çorbalar, meyve suları hazırlarken, öğünlerine dikkat ederken kendimi de atlamıyorum. Sonuçta anne aç kalırsa, çocuk iyi beslenemez. Kendimi şartlandırıyorum, ”Ben iyi olursam, o da iyi olacak. O zaman ben de iyi beslenmeliyim.”

Ve en önemlisi

İş başa düşünce bunların hepsini yapmak zorundasın!

Anneler ne kadar güçlü olsa da ellerinde mendilleri ile odanın en güzel koltuğuna uzanıp, günü geçirmeye hakları vardır. Sanrım bunu sevgili eşim işe, canım kızım okula gidince, yanımda bu küçük ayıcıkla birlikte yapacağım.

20170214_101837_HDR_Film1

Geçen sene okulun ilk senesi olduğu için Eylül çok rahatsızlanıyordu, bu yaşına kadar hiç antibiyotik bilmezken, kullanmadığı kadar antibiyotik kullanmıştı. Özellikle orta kulak iltihabı oluyordu. Bu süreç içinde en çok Eylül’ü kulak burun boğaz doktoruna götürdüm. Doktor çok sık hastalandığı için ”Geniz etinin ve bağdemciklerinin alınması gerekebilir”, demişti. Her gidişimizde kulakta bir iltihap yoksa bile, boğazda iltihap var deyip antibiyotik veriyordu. Nitekim her gribal enfeksiyon ya da allerjik durum da antibiyotik kullanmaya başlamıştık!

Artık o doktora gitmiyorum. Çocuk doktorları bu konuda daha hassas. Ben de yakınımdaki bir hastanede, güvendiğim iyi bir çocuk doktoru buldum. Çocuk doktoru, orta kulak iltihabı ve düşmeyen ateşe neden olan mikrobik durumlar dışında, antibiyotik önermediklerini anlattı. Antibiyotik olmadan da hastalık atlatılıyormuş.

Okulun özellikle ilk senesi çocuklar sık hastalanıyor bunun nedeni bağdemcik ya da geniz eti olmayabilir. Size önerim güvendiğiniz bir çocuk doktorunun tavsiyesini almadan böyle ameliyatlara onay vermeyin!

İlgini Çekebilir:

Okul Maceraları: Bitmeyen Hastalıklar