Özellikle anaokulları için bir alıştırma haftası yapılırmış. Okulların açılma tarihinden 1 hafta önce başlayan bu dönemde, çocuklar ilk derslerine velileriyle katılıp, öğretmenini ve arkadaşlarını tanıma şansı bulurmuş. 2. gün okulda kalış süresi biraz daha uzatılarak çocuklar yavaş yavaş sınıfa alıştırılır, 3. gün okul yemekhanesine giriş yapılarak yemek saatleri öğretilirmiş. Her gün çıkış saatleri biraz daha uzatılarak hafta tamamlanırmış. Böylelikle çocuklar hafta boyunca adım adım okula alışırlarmış.

Bu sene uzayan tatillerden dolayı bizim çocuklarımız bu süreci yaşayamadı. Sonuç: Okula alışamayan, ağlayan bir sürü çocuk…Bunun olması normal; ama alışma haftası bu durumu yarıya indirebilirdi. En azından bizim için öyle olurdu!

Bu noktada, uzayan tatillerden şikayet eden velilere ben de katılıyorum. Eğer tatil yapılırken sonuçları düşünülseydi; ne çocuklar sudan çıkmış balığa dönerdi, ne ortalıkta endişeyle dolaşan veliler olurdu, ne de öğretmenlerin zor olan işleri iki kat daha zorlaşmış olurdu!

Okulun İlk Günü

Artık okullu olduk sınıfları doldurduk…Okulun ilk günü Eylül’ün dilinde bu şarkı vardı. Güne hevesle başlamıştı. Biraz ürkek, biraz utangaç ama istekliydi. Biz ise en az onun kadar heyecanlıydık: Artık okullu olmuştuk 🙂

Herkes gibi Eylül’ün sınıfını aramaya başladık. Sınıfa girdik ve Eylül’ü yerine oturturduk. Öğretmenle tanışıp kısa bir sohbetten sonra diğer velilerle birlikte dışarı çıktık. Sınıfın kapısında beklemeye başladık. O sırada öğretmen teker teker çocukların yanına giderek onlara kendini tanıtıyordu. Anlayacağınız o kargaşada çocuklar sadece öğretmenleri ile tanışabildiler.

1 saat sonra ikindi kahvaltısı için yemekhaneye gidilecekti. Yemekhaneye gitmek için sıra olundu; ama çocuklar nerede duracaklarını bilemeden, birbirlerinin ayaklarına basarak, itiş kakış oluşturmuşlardı bu sırayı!

Yemekhaneye girdiklerinde biz de yemekhanenin kapısından onları izliyorduk. Eylül şaşkın etrafını inceliyor bir yandan da tedirgin tedirgin ona verilen ikindi kahvaltısını bitirmeye çalışıyordu. O sırada ağlayan çocuklar, içeri girmek zorunda kalan anneler, annesinin yanına gitmek için dışarı çıkmak isteyen çocuklar… Tam anlamıyla ortalık bir kargaşaydı. Yemekleri bitince öğretmen çocukları yemekhaneden dışarı çıkarmak için tekrar sıraya sokacaktı; fakat yemekhaneye tıpış tıpış giden kızım artık isyan etmiş durumda, gözleri kapalı öğretmenin bacağına sarılmış, ortalığı inlete inlete ağlıyordu. Ağlamaktan gözü beni bile görmüyordu artık…

Bu durumda ne yapmam gerektiğini bilemeden sınıfa kadar onlarla gittim. Ben sınıfın kapısında tırnaklarımı kemirirken, Eylül arkadaşlarından uzak bir yerde kafasını masaya koymuş ağlıyor. İçeriye girsem mi, girmesem mi? arasındayım…Ama öğretmenine güvendiğim için hiçbir şey yapmadan bekledim.  

IMG_4585

Kısacası ilk hafta, o sınıfta ağlarken dışarıda endişeden tırnaklarını yiyen bir anne olarak bitirdim haftayı 🙁 İçimi rahatlatan tek şey öğretmeniyle iyi anlaşması ve onu sevmesiydi. Tam tersi olsaydı okuldan daha çok korkabilirdi.

Çocuğunuzun okula alışması için öğretmeniyle iş birliğinde olun…

Öğretmeninin tavsiyesiyle alışma sürecini biz yapmaya karar verdik. Eylül’ün okulda kalış sürecini adım adım arttırdık. Özellikle kalabalık saatlerde değil, ( Giriş ve yemek saatleri gibi) okulun daha sakin olduğu saatlerde onu okula götürdüm (Zaten yemekhaneye adımını bile atmak istemiyordu). Okulda kalış süresi diğer arkadaşlarına göre daha az oldu. Bir hafta öğretmeniyle birlikte buna devam ettik. Bu süre içinde ben biraz sınıfın içinde, biraz sınıfın kapısında bekledim.

Bir haftanın sonunda öğretmeni, Eylül’ün okula ve arkadaşlarına alıştığını, etkinliklere onun da katıldığını söyleyerek kuş gibi hafiflememi sağladı. Artık okulun normal saatlerinde Eylül de okulda olacak. İlk başta ne kadar endişelensem de öğretmeni ile iş birliğinde olmak bu süreci kolay atlatmamızı sağladı. Sonuç olarak alıştırma sürecini geçtik ama halen yemekhanede bir şey yemek istemiyor. Gerçi yemekhaneye girmeyi kabul etmeside bir başarı 🙂

Böyle durumlarda bazı çocukların alışma süreçlerinin 1 ay hatta 2 aya kadar uzayabildiğini duydum, bizim 1 haftada bu aşamaya gelebilmemizin nedeni : Öğretmenin Eylül’ün sevgisini, güvenini kazanması ve hiç kuşkusuz benim öğretmeni can kulağıyla dinleyip onun tavsiyelerine göre davranmam oldu.

İlginizi Çekebilir:

Bir Öğretmen Gözünden…

Çocuklarımız Anaokuluna Başlarken Dikkat Etmemiz Gereken Konular

Özel anaokulları ile devlet anaokulları arasındaki farklar…