Annelik çoğu zaman kendinden vazgeçmek. Onun doğruları yapabilmesi için kendine çekidüzen vermek, örnek olmak.

Sevdiğin o çikolatadan, onun da canı çeker diye yememek. Tabi karşılıklı yemekte bir seçenek (Onun için zararlı olmadığını düşünüyorsanız…)

Beraber oturup dizi izleyelim ya da ”Sen televizyon izle benim işim var.” demek yerine, olabildiğiniz kadar yaratıcı olup; onu hem oyalamak, hem işinizi yapabilmek.

Almaması gereken bir şeyi istediği zaman, dikkatini başka yöne çekebilmek.

Sabrınızın bittiği ya da sabır göstermek istemediğiniz anlarda, öfkenize yenilmemek. Sizi her halinizle taklit eden küçük bakışların üzerinizde olduğunu bilmek.

Onu sınırsız severken ”Acaba çok mu şımartıyorum?” diyerek kendinizi sorgulamak.

Yaptığı her güzel şey de ”Akıllı çocuk maşallah,” diyerek sevilirken gururlanıp; kötü bir davranışında ”Annesine sorun, neden böyle davranıyor bu çocuk? ” denildiğinde bu sözleri de göğüslemek.

Misafirliğe gittiginizde kapı açılır açılmaz, büyük bir sevgiyle kucaklandığında bebeğiniz, siz unutulup geride kalsanız da o çok seviliyor diye umursamamak.

Her hastalandığında çocuktur hastalanır deseniz bile, içten içe ”Nerde hata yaptım, nasıl hasta oldu?” diye sormak kendinize.

Sütüm olsun diye hayatta içmediğiniz kadar su içmek. Hastalandığı zaman, uykusuz gecelerle başa çıkabilmek.

O iyi yetişsin diye en az 3 sene işsiz kalmayı göze alarak, gönüllü bakıcı olmak.

Onunla boyama yapmak. Saklambaç oynamaktan o mutlu oluyor diye keyif alabilmek…

Zor Olan Hangisi?

Ve bir çok annenin, farklı belki daha fazla fedakarlık içeren hikayelerini düşününce, 9 ay karnımda taşıdım sözü çok basit kalıyor doğrusu! Aslında zor olan anne olmak mı, insan yetiştirmek mi? sorusu geliyor insanın aklına…